Order supplements and other products.

Randevu Al

Randevu Al

Uygun bir tarih ve saat seçerek randevunuzu oluşturabilirsiniz.
Randevusuz hizmet vermemekteyiz.

Tip 2 Diyabet

Tip 2 Diyabetin Önemli 12 Belirtisi

Tip 2 diyabet, sinsi ilerleyebilen ve uzun süre fark edilmeden devam edebilen bir metabolizma hastalığıdır. Bu hastalıkta ortaya çıkan belirtiler çoğu zaman yavaş gelişir ve günlük hayatın olağan sorunlarıyla karıştırılabilir. Tip 2 diyabette en sık görülen ve dikkat edilmesi gereken 12 önemli belirti bulunmaktadır.

Tip 2 diyabet, genellikle insülin direnci zemininde gelişir ve erken dönemde belirti vermeyebilir. Ancak zaman içinde kan şekerinin kontrolsüz seyretmesi, vücudun birçok sistemini etkileyerek farklı klinik bulguların ortaya çıkmasına neden olur. Bu belirtilerin erken fark edilmesi, tanı ve tedavi sürecinin gecikmemesi açısından büyük önem taşır.

1. Çok Su İçme (Polidipsi)

Kan şekerinin yükselmesiyle birlikte vücut, fazla şekeri idrar yoluyla atmaya çalışır. Bu süreçte ciddi miktarda sıvı kaybı oluşur. Vücut bu kaybı telafi edebilmek için sürekli susuzluk hissi yaratır. Gün içinde normalden çok daha fazla su içme ihtiyacı ortaya çıkar.

2. Çok İdrara Çıkma (Poliüri)

Yüksek kan şekeri böbreklerin çalışma düzenini zorlar. Fazla glikozun idrarla atılması sırasında daha fazla sıvı kullanılır. Bu durum özellikle gece sık idrara çıkma şeklinde kendini gösterir ve uyku düzenini bozabilir.

3. Çok Yemek Yeme (Polifaji)

Kan şekerinin yüksek olmasına rağmen hücreler bu şekeri yeterince kullanamaz. Hücreler enerji açlığı yaşadığı için beyin sürekli açlık sinyali gönderir. Bu nedenle kişi sık acıkır ve normalden daha fazla yemek yer.

4. Vücutta Kaşıntı

Yüksek kan şekeri ciltte kuruluğa ve dolaşım bozukluklarına yol açabilir. Özellikle genital bölge, koltuk altı ve bacaklarda kaşıntı sık görülür. Aynı zamanda mantar ve bakteriyel enfeksiyonlara yatkınlık kaşıntıyı artırabilir.

5. Nöropatik Ağrılar

Uzun süre kontrolsüz kalan kan şekeri sinir uçlarına zarar verir. Bu durum genellikle el ve ayaklarda yanma, batma, karıncalanma ve elektrik çarpması hissi şeklinde nöropatik ağrılarla kendini gösterir.

6. Yorgunluk ve Halsizlik

Kan şekeri dalgalanmaları (hiperglisemi – hipoglisemi atakları) vucüt için büyük bir stres kaynağıdır, şeker hızla düştüğünde ani enerji kaybı, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu yaşanır. Çok idrara çıkma nedeniyle, vücut çok fazla sıvı ve elektrolit kaybeder, dehidrasyon yaşanır. Sıvı ve elektrolit kaybı hafif bile olsa, kişinin enerji seviyesini düşürebilir. Aynı zamanda yüksek glikoz hücrelerde oksidatif stres yaratır. Bu da hücre hasarına ve mitokondrilerin bozulmasına yol açar, bu durum doğrudan yorgunluğa neden olur.

Hücrelerin yeterince glikoz kullanamaması vücudun enerji üretimini olumsuz etkiler. Kişi yeterli uyku alsa bile kendini sürekli yorgun, halsiz ve bitkin hissedebilir. Günlük aktiviteler eskisine göre daha zorlayıcı hale gelir.

7. Kilo Kaybı

Diyabet kontrol edilmezse kilo kaybı görülebilir. Yüksek kan şekerine rağmen glikoz yeterli miktarda hücre içine alınamazsa vücut alternatif enerji kaynaklarına yönelir, bu kaynakların başında kas ve yağ dokusu gelir. Vücut hücrelere enerji sağlamak için kas ve yağ depolarını yakmaya başlar. İştah artıp, kalori alımı yüksek olsa bile istemsiz kilo kaybı gelişebilir. Kan şekeri regüle edilmezse, süreç ilerledikçe vücut ağırlığı azalır, kas kütlesi önemli derecede düşer.

Yeterince yemek yenmesine rağmen açıklanamayan kilo kaybı Tip 2 diyabetin önemli belirtilerinden biridir. Vücut enerji ihtiyacını karşılamak için yağ ve kas dokusunu kullanmaya başlar. Bu durum özellikle hastalığın erken dönemlerinde fark edilebilir.

8. Acanthosis Nigricans

Acanthosis nigricans, genellikle boyun, koltuk altı ve kasık bölgesi gibi alanlarda görülen koyu renkli, kalınlaşmış ve kadifemsi cilt görünümüdür. İnsülin direnci ile yakından ilişkilidir ve Tip 2 diyabet açısından önemli bir cilt bulgusu olarak kabul edilir.

9. Bulanık Görme ve Görme Kaybı

Yüksek kan şekeri göz merceğindeki sıvı dengesini bozabilir. Bu durum geçici bulanık görmeye neden olur. Uzun süre kontrolsüz seyreden diyabet, diyabetik retinopati gelişimine ve kalıcı görme kayıplarına yol açabilir.

10. Yaraların Yavaş İyileşmesi

Diyabet, kan dolaşımını olumsuz etkilediği için yaraların iyileşme süreci yavaşlar. Çünkü yaraların iyileşmesi için gerekli olan oksijen, besin ve bağışıklık sistemi hücreleri yara bölgesine yeterli miktarlarda ulaşamaz, bu da hücre yenilenme sürecini ve yaranın iyileşmesini yavaşlatır. Özellikle ayak ve ayak parmakları gibi kalpten en uzak bölgelerdeki kan akışı ilk etkilenenlerdendir.

Kan dolaşımının bozulması ve bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle küçük kesikler ve yaralar normalden daha geç iyileşir. Özellikle ayak yaraları diyabet hastaları için ciddi risk oluşturur.

11. Sık Tekrarlayan Enfeksiyonlar

Yüksek kan şekeri, bakteri ve mantarların çoğalması için uygun bir ortam oluşturur. Bu nedenle idrar yolu enfeksiyonları, cilt enfeksiyonları ve mantar enfeksiyonları diyabetli bireylerde daha sık ve tekrarlayıcı şekilde görülür.

12. Ağız Kuruluğu ve Tat Değişiklikleri

Sürekli sıvı kaybına bağlı olarak ağız kuruluğu sık yaşanır. Tükürük miktarının azalması ağız içinde bakteri artışına, tat alma duyusunda değişikliklere ve diş eti problemlerine yol açabilir.

Tip 2 Diyabetin Önemli 12 BelirtisiTip 2 diyabet, sinsi ilerleyebilen ve uzun süre fark edilmeden devam edebilen bir metabolizma hastalığıdır. Bu hastalıkta ortaya çıkan belirtiler çoğu zaman yavaş gelişir ve günlük hayatın olağan sorunlarıyla karıştırılabilir. Tip 2 diyabette en sık görülen ve dikkat edilmesi gereken 12 önemli belirti bulunmaktadır.Tip 2 diyabet, genellikle insülin direnci zemininde gelişir ve erken dönemde belirti vermeyebilir. Ancak zaman içinde kan şekerinin kontrolsüz seyretmesi, vücudun birçok sistemini etkileyerek farklı klinik bulguların ortaya çıkmasına neden olur. Bu belirtilerin erken fark edilmesi, tanı ve tedavi sürecinin gecikmemesi açısından büyük önem taşır.1. Çok Su İçme (Polidipsi) Kan şekerinin yükselmesiyle birlikte vücut, fazla şekeri idrar yoluyla atmaya çalışır. Bu süreçte ciddi miktarda sıvı kaybı oluşur. Vücut bu kaybı telafi edebilmek için sürekli susuzluk hissi yaratır. Gün içinde normalden çok daha fazla su içme ihtiyacı ortaya çıkar.2. Çok İdrara Çıkma (Poliüri) Yüksek kan şekeri böbreklerin çalışma düzenini zorlar. Fazla glikozun idrarla atılması sırasında daha fazla sıvı kullanılır. Bu durum özellikle gece sık idrara çıkma şeklinde kendini gösterir ve uyku düzenini bozabilir.3. Çok Yemek Yeme (Polifaji) Kan şekerinin yüksek olmasına rağmen hücreler bu şekeri yeterince kullanamaz. Hücreler enerji açlığı yaşadığı için beyin sürekli açlık sinyali gönderir. Bu nedenle kişi sık acıkır ve normalden daha fazla yemek yer.4. Vücutta Kaşıntı Yüksek kan şekeri ciltte kuruluğa ve dolaşım bozukluklarına yol açabilir. Özellikle genital bölge, koltuk altı ve bacaklarda kaşıntı sık görülür. Aynı zamanda mantar ve bakteriyel enfeksiyonlara yatkınlık kaşıntıyı artırabilir.5. Nöropatik Ağrılar Uzun süre kontrolsüz kalan kan şekeri sinir uçlarına zarar verir. Bu durum …

Sign up for free class

It’s easy and free!


Halnur Erk

Halnur Erk

Diğer Yazılar

Şubat 5, 2026
Beyin Sisi Nedir?

Son yıllarda toplumda yaygın olarak görülen semptomlar arasında; konsantre olmakta zorlanma, kelimeleri bulmakta güçlük çekme ve bir iş yaparken zihinsel duraksamalar yaşama yer alır. Bu belirtiler, beyin sisinin tipik işaretleri olabilir.Beyin sisi, beynin normalden daha yavaş çalıştığı ve düşüncelerin sanki bir bulutun içindeymiş gibi ağırlaştığı bir bilişsel yorgunluk hâlidir. Tıbbi bir hastalık adı olmaktan ziyade, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilen bir semptomlar bütünüdür.Beyin sisi yaşayan kişiler genellikle düşüncelerini toparlamakta zorlanır, odaklanma süresi kısalır ve zihinsel performanslarının eskisine göre düştüğünü hisseder. Bu durum, zihnin sürekli “yarı uyanık” hâlde çalışıyormuş gibi algılanmasına neden olabilir.Kişi günlük işlerini yaparken normalden daha fazla zihinsel efor sarf ettiğini hisseder ve basit kararlar bile zamanla yorucu hâle gelebilir.Beyin Sisi NedenleriBeyin sisinin ortaya çıkmasında tek bir neden yoktur. Çoğu zaman birden fazla faktör birlikte rol oynar. Günlük yaşam alışkanlıkları, fiziksel durumlar ve psikolojik etkenler beyin sisinin gelişiminde etkili olabilir.Beyin sisine yol açabilen yaygın nedenler arasında şunlar yer alır:Kronik stres ve uzun süreli zihinsel baskıUyku düzensizlikleri ve yetersiz uyku (Yeterli uyku uyumamak, limbik sistemin işleyişini bozarak odaklanma ve hafızayı olumsuz yönde etkiler.)Beslenme eksiklikleri, özellikle vitamin ve mineral yetersizlikleri (D-Vitamini, B12, Magnezyum, Omega-3 ve Demir eksikliği. Ayrıca fazla rafine şeker ve gluten tüketimi.)Hormonal değişimler ve tiroid sorunları (Gebelik ve menopoz döneminde beyin sisi görülebilir. Gebelikteki beyin sisi geçicidir.)Enfeksiyonlar ve bazı kronik hastalıklar (Fibromiyalji ve Lime hastalıklarında.)Uzun süreli ekran kullanımı ve dijital zihinsel yorgunlukYetersiz su tüketimiKullanılan bir takım ilaçlar (Kemoterapi ilaçlar ve Antidepresanlar beyin sisi yapabilir.)Bağırsak sağlığının bozuk olması (SIBO, IBS gibi durumlarda.)Bu faktörler tek başına ya da birlikte etkili …

Ocak 14, 2026
Fibromiyalji Nedir?

Fibromiyalji Nedir? Fibromiyalji; kas-iskelet sistemi başta olmak üzere sinir sistemi, endokrin sistem ve bağ dokusunu etkileyebilen, kronik seyirli, yaygın ağrı ve hassasiyetle karakterize bir hastalıktır. Hastalıkta temel problem yalnızca kaslarda değil; ağrının algılanması, stres yanıtı, hormonal denge ve inflamasyon mekanizmalarında ortaya çıkan bozulmalardır. Bu nedenle fibromiyalji, çok sayıda sistemin birlikte etkilendiği kompleks bir klinik tablo olarak değerlendirilir.Fibromiyaljinin Altında Yatan Sebepler Fibromiyaljinin tek bir nedeni yoktur. Hastalığın gelişiminde genetik yatkınlık, merkezi sinir sisteminde ağrı işleme bozuklukları, kronik stres, hormonal düzensizlikler ve yaygın inflamasyon birlikte rol oynar. Özellikle beyinde ağrı algısını düzenleyen nörotransmitterlerdeki dengesizlikler, ağrı eşiğinin düşmesine ve normalde ağrı oluşturmayan uyaranların bile ağrılı algılanmasına neden olabilir.Fibromiyaljinin Risk Faktörleri Fibromiyalji gelişme riskini artıran bazı faktörler bulunmaktadır. Uzun süreli stres, travmatik yaşam olayları, kronik uykusuzluk, hareketsiz yaşam tarzı, hormonal dalgalanmalar, vitamin ve mineral eksiklikleri ile ailesel yatkınlık bu faktörler arasında yer alır. Ayrıca kadın cinsiyet, orta yaş grubu ve eşlik eden anksiyete-depresyon gibi durumlar da fibromiyalji riskini artırabilmektedir.Fibromiyaljinin Klinik Bulguları ve Belirtileri Fibromiyalji vücutta yaygın bir inflamasyon varlığını gösterir. Beyinden endokrin hormon salgılayan bezlere, tüm kas yapısına, bağ dokusuna ve eklem dokusuna uzanabilen kronik ve yaygın bir inflamasyon söz konusudur. Bu yaygın inflamasyon, beraberinde yaygın ağrıya yol açar. Örneğin omuzda başlayan bir ağrı kısa süre içinde bel ağrısına, kalça veya boyun bölgesine yayılabilir. Ağrının yeri ve şiddeti zaman içinde değişkenlik gösterebilir.Fibromiyaljiye İşaret Eden Yaygın Belirtiler Bu belirtiler fibromiyaljinin çok sistemli yapısını yansıtır ve hastalığın yalnızca kas ağrısıyla sınırlı olmadığını gösterir: Yaygın kas, eklem ve bağ doku ağrıları Kronik yorgunluk ve enerji düşüklüğü Uykuya …

Aralık 8, 2025
Yaş Aldıkça Kas Kütlemizi Korumak İçin Neler Yapmalıyız?

1) Yeterli ve Kaliteli Protein TüketinÇünkü protein, kas dokusunun temel taşıdır. Yaşla birlikte kas dokusu için protein sentezi azalır.Araştırmalara göre, yüksek kaliteli protein alımının;Daha hızlı yürüyüş,Daha fazla bacak ve el kavrama gücü,Daha iyi denge,Günlük yaşam aktivitelerinde daha fazla bağımsızlıkla doğrudan ilişkili olduğunu göstermiştir.Yüksek kaliteli protein kaynakları nelerdir?Yağsız et (Kırmızı et, tavuk, hindi, balık), yumurta, yoğurt, peynir. Günde kilogram başına 1,5 – 1,8 gram protein almalıyız. Örneğin 80 kilogram bir insan 120 – 144 gram protein almalıdır.Ayrıca kinoa, chia tohumları, bezelye, fasulye, mercimek, baklagiller, pirinç, yulaf ve kabuklu yemişler bitkisel protein seçenekleridir.2) Yeterli UyuyunKas onarımı ve büyümesi, derin uyku evrelerinde gerçekleşir. Yapılan araştırmalar, kronik uykusuzluğun kas protein sentezini azalttığını, yıkımı arttırdığını göstermektedir. Kötü uyku, kötü beslenmeden bile daha fazla kas kaybına yol açar. Uyku sırasında, büyüme hormonu ve testosteron salgılanarak kas tamiri desteklenir. İnflamasyon azalır, bağışıklık dengelenir. Mitokondri fonksiyonları korunur. Yaşla birlikte melatonin üretimi %80 - %90 azalır. Oysa melatonin sadece uyku düzenleyici değil, aynı zamanda kas hücrelerindeki mitokondrileri oksidatif strese karşı koruyan bir antioksidandır.Peki bunun için nasıl bir yol izlemeliyiz?Yağsız et (Kırmızı et, tavuk, hindi, balık), yumurta, yoğurt, peynir. Günde kilogram başına 1,5 – 1,8 gram protein almalıyız. Örneğin 80 kilogram bir insan 120 – 144 gram protein almalıdır.Ayrıca kinoa, chia tohumları, bezelye, fasulye, mercimek, baklagiller, pirinç, yulaf ve kabuklu yemişler bitkisel protein seçenekleridir.Her gün kabaca aynı saatlerde uyuyup uyanılmalı7 – 8 saat uyku hedeflenmeliUyuduğunuz oda karanlık, sessiz, serin ve ekransız olmalıAkşam saatlerinde mavi ışıktan ve ağır yemek yemekten kaçınılmalıYatmadan önce rahatlatıcı rutinler eklenmeli. (Ilık duş, meditasyon, nefes egzersizi...)Gündüz güneş …

Ekim 6, 2025
C Vitamini Nedir?

Askorbik Asit olarak bilinen C Vitamini, besinlerden ve besin takviyelerinden alınabilen, vücutta birçok önemli işlevi olan suda çözünür bir vitamin türüdür. Günlük olarak alınması gerekir.İnsan vücudu C Vitamini üretemez fakat balıklar ve kuşlar glikozdan C Vitamini üretebilir.C Vitamini suda eriyen bir vitamindir, bu özelliği sayesinde vücudumuzda gerekli olan bölgeye hızla ulaşır. C Vitamini çok güçlü bir antioksidandır. DNA gibi hücresel elemanları korur, kansere karşı koruyuculuk görevi vardır. Bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Çevresel kirlilik, kimyasallar ile vücudumuza yerleşen toksin, ağır metalleri dokulardan kana taşıyarak idrarla atılımını sağlar. Böylece bizleri kanser ve kronik hastalıklara karşı korur. C Vitaminin temel görevlerinin başında vücudumuzda kolajen üretimi yer alır. Kolajen üretimini artırdığı için ciltte sıkı ve esnek bir görünüm sağlar. Kolajen cildin yapı taşlarından biridir, yaşlanmaya bağlı olarak azaldığında ciltte sarkmalar ve kırışıklıklar oluşur; C vitamini bu süreci yavaşlatır, cildin daha genç ve sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Aynı zamanda antioksidan özellikleri sayesinde güneş ışığının zararlı etkilerine karşı cildi korur. UV ışınlarının sebep olduğu hücre hasarını azaltarak güneş lekeleri ve kırışıklıkların oluşumunu önler. Böylece cilt tonunu ve dokusunu iyileştirir. Ayrıca kıkırdak, bağ doku ve tendonların sağlamlığını artırır. Cilt sağlığı üzerindeki etkileri şöyle sıralanabilir; Cilt sağlığını destekler Yara iyileşmesini sağlar Sağlıklı diş eti oluşumunu sağlar Çürük oluşumunu önler Kolajen üretimini artırarak kırışıklıkları azaltır Cildi UV hasarına karşı korur Cilt tonu ve elastikiyetini iyileştirir İmmün sistem fonksiyonlarını düzenler.Sinir dokusunda transmitter görevi görür, hormonların üretiminde etkindir.C Vitamini vücutta demir emilimini artırarak kansızlığı önler ve vücutta demirin daha iyi kullanılmasını sağlar.Serbest radikalleri nötralize etme kabiliyeti sayesinde yaşlanma belirtilerini geciktirir, kalp ve …

Eylül 3, 2025
NAD Nedir?

NAD (Nikotinamid Adenin Dinükleotit), vücutta enerji üretiminde ve hücresel fonksiyonların sürdürülmesinde kritik bir öneme sahip bir koenzimdir.Enerji metabolizmasında etkindir, hücrelerin enerjisini artırarak yaşlanmaya bağlı birçok süreci düzenler.Son yıllarda yaşlanma karşıtı takviyeler başta olmak üzere, sağlık desteği alanında oldukça popülerlik kazanmıştır.NAD vücudumuzda üretilebilen bir moleküldür. Yenidoğan döneminde vücudumuz yüksek oranda NAD üretebilirken, 50’li yaşlarda bu oran %50’ye, 80’li yaşlarda %1 – 10 düzeylerine düşmektedir. Fakat, 100 yaş üstü insanlarla yapılan bir çalışmada, akyuvarlarındaki NAD düzeylerinin, 20-60 yaş arası deneklerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Bundan dolayı, yüksek NAD seviyeleri daha uzun bir ömür ile ilişkilendirilmektedir.NAD Seviyesini Hızlı Düşürebilen EtkenlerUykusuzlukYanlış beslenme (Yüksek karbonhidratlı ve sık yemek yeme.)Çevresel toksinlerİlaçlarRadyasyonNAD’ın Faydaları Enerji metabolizmasını destekler (Vücudun enerji seviyesini artırır, yorgunluğu azaltır.) Yaşlanma sürecini yavaşlatır. (NAD, Sirtuin enzimlerinin aktivasyonunu destekler. Sirtuinler, hücrelerin hasara karşı korunmasında ve yaşlanma süreçlerinin yavaşlatılmasında kritik önemi sahip proteinlerdir. Bu nedenle NAD, yaşlanma karşıtı etkilerle ilişkilendirilmektedir.) DNA onarımını destekler. (NAD, hücre hasarını ve DNA bozulmalarını onararak hücrelerin sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Bu da uzun vadede hücre fonksiyonlarının korunmasını sağlar.) Beyin sağlığı ve bilişsel fonksiyonları destekler. Bu nedenle zihinsel berraklığı artırır, odaklanmayı kolaylaştırır. (NAD, sinir hücrelerinin işlevini destekler ve nörotransmitterlerin düzenlenmesine yardımcı olur. Beyindeki enerji üretiminde ve bilişsel işlevlerin korunmasında önemli bir rol oynar.) Depresyon belirtilerinin hafiflemesini sağlar. Alkol ve madde bağımlılığı tedavilerine çok büyük ölçüde destek olur. Metabolik sağlığın iyileşmesini sağlar. (NAD, karbonhidrat, yağ ve proteinlerin enerjiye dönüşmesini kolaylaştırır. İnsülin duyarlılığını artırır, bu sayede kan şekeri seviyelerini düzenler ve metabolik hastalık riskini azaltır.) Vücudumuzdaki NAD Seviyesini Nasıl Artırabiliriz?Doğal Besinlerle:Doğal besinlerle NAD seviyelerini artırmak …

Ağustos 25, 2025
Haşimato Hastalığı Nedir?

Haşimato hastalığı tiroid bezlerinin az çalışmasına yani hipotiroidizme yol açan otoimmün bir hastalıktır.Haşimato Belirtileri Nedir?Erken dönemde hastalarda herhangi bir belirti ve bulgu olmayabilir, sadece tiroid bezinde büyüme tespit edilebilir. Bu büyüme boynun ön kısmında, adem elmasının hemen altında oluşur.Hipotiroidizm SemptomlarıYorgunluk, uyuşuklukSoğuğa karşı dayanıksız hale gelme, çok üşümeKabızlıkSoluk, kuru ciltŞişmiş/ödemli yüz, el ve ayaklarKırılgan tırnaklarSaç dökülmesiDilde büyümeİstemsiz kilo alımıKas ağrısı, kaslarda hassasiyet, katılıkEklem ağrısıKas güçsüzlüğüKadınlarda yoğun veya uzun süren adet dönemleriDepresyonUnutkanlıkHaşimato Neden Olur?Haşimato hastalığında bağışıklık sisteminin yabancı dokulara karşı üretmesi gereken antikorları tiroid bezine karşı üretmesi nedeniyle oluşur.Haşimato Hastalığı Daha Çok Kimlerde Görülür?Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür.Her yaştan insanı etkileyebilmekle birlikte, orta yaş kadınlarda daha sıklıkla rastlanır.Ailesinde Haşimato hastalığı veya başka bir otoimmün hastalık bulunan kişilerde daha sık görülür.Fazla miktarda radyasyona maruz kalan kişilerde daha sıklıkla görülür.Haşimato Hastalığında Tanı Nasıl Konur?Klinik bulgular (kabızlık, saç dökülmesi, kilo alma, yorgunluk, uykuya meyil vb.)Kandaki TSH düzeyinin yüksekliği, T3 ve T4 hormonlarının düşüklüğü.Anti TPO antikorlarında artış. (Bazı hastalarda sadece Anti TPO artışı ile tanı konulabilir.) Haşimato Tiroiditi Hastalığına Eşlik Eden Ve Haşimato Sonrası Gelişebilen Hastalıklar Guatr: İşlevini tam olarak yerine getiremeyen tiroid bezi, daha fazla çalışması için uyarıya maruz kalır ve bu durum tiroid bezinin büyümesine yol açar. Kalp hastalıkları riski artışı: Vücutta kötü kolesterol olarak bilinen "LDL" artar. Bu da kalp ve damar sistemi sorunlarına neden olur. Zihinsel problemler: Depresyon ve mental fonksiyonlarda yavaşlama. Hem kadın hem erkeklerde cinsel isteğin (libido) azalması. Miksödem: Tedavi edilmeyen haşimato, miksödeme sebep olur. Miksödem, uyuşukluk, bilinç kaybı, solunum yetmezliği gibi acil tedavi edilmesi gereken ciddi bir tablodur. …